19 iddiası Kur'an adına yapılıyor. O halde en önemli test şu: İddia Kur'an'ın kendi ifadeleriyle uyuşuyor mu?
Ayeti tek başına okumak yerine öncesi ve sonrasıyla okuyalım:
Bir sonraki ayet 19'un ne olduğunu kendisi söylüyor: cehennemin görevlisi melekler ve onların sayısı. Klasik tefsirlerin (Taberî, İbn Kesîr, Râzî...) hepsi ayeti bu şekilde açıklar.
عَلَيْهَا kelimesindeki "hâ" zamiri dişildir. Hemen önceki fiiller de dişildir (لَا تُبْقِي). Bu zamirin döndüğü kelime dişil olan Sekar'dır. "Kur'an" kelimesi ise Arapçada erildir.
Müslümanlar bu ayete dayanarak Kur'an'ın korunduğuna inanır. 19 sistemi ise şunu söyler: "Kur'an'a iki ayet eklenmiş ve bu 1400 yıl boyunca hiçbir Müslüman tarafından fark edilmemiş."
Mushaflara insanlar tarafından ayet eklendi. Bu ekleme bütün dünyadaki bütün nüshalara ve bütün kıraatlere yayıldı. Bunu ancak 1980'lerde bilgisayar ortaya çıkardı.
Hicr 9'daki koruma vaadi 14 asır boyunca işlememiş olur. Yani 19 sistemi Kur'an'ın korunmuşluğunu kanıtlamak bir yana, bu korumayı inkâr ederek ayakta durabiliyor.
Halife'nin dayandığı gerekçe Buhârî'deki bir rivayettir. Hz. Ebû Bekir döneminde Kur'an'ı tek bir mushafta toplayan Zeyd b. Sâbit, yazılı belgeleri toplarken Tevbe'nin son kısmını yazılı olarak sadece Ebû Huzeyme el-Ensârî'nin yanında bulduğunu söyler (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân).
a) Mesele ezber değil, yazılı belgeydi. Zeyd'in kuralı her ayeti hem hafızlardan hem de Peygamber'in huzurunda yazılmış bir belgeden doğrulamaktı. Bu ayetler ezberde zaten biliniyordu. Aranan şey sadece yazılı kopyaydı.
b) Aynı rivayet ailesinde Ahzâb 23 de geçer. Zeyd, Hz. Osman döneminde Ahzâb 23. ayeti de yazılı olarak sadece Huzeyme b. Sâbit'te bulduğunu ve bu ayeti Peygamber'den dinlediğini hatırladığını söyler. Halife bu ayeti silmedi. Çünkü onun silinmesi 19 hesaplarına bir şey kazandırmıyordu.
c) Halife hadisleri reddediyordu. Halife hadisleri dinin kaynağı olarak kabul etmiyordu. Ama ayet silmek için bir hadise dayandı ve aynı hadisin ayetlerin bilindiğini gösteren kısmını görmezden geldi. Yani kaynağın sadece işine gelen kısmını kullandı.
d) Bütün nüshalarda ve bütün kıraatlerde var. On kıraatin ve yirmi ravinin tamamında, bilinen bütün mushaf geleneklerinde bu iki ayet yer alır. Bu ayetleri okumayan tek bir İslam topluluğu bilinmiyor.
1989'da Halife, Âl-i İmrân 81'de bahsedilen ve peygamberlerden söz alınan "elçi"nin kendisi olduğunu ilan etti. Bunu da 19 hesaplarıyla "kanıtladı" (bkz. Matematik, Sayı hileleri).
Halife "nebî" ile "resûl"ü ayırarak nebîlerin bittiğini ama resûllerin devam ettiğini savundu. Fakat İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre her resûl aynı zamanda bir nebîdir. Nebîlik sona erdiyse resûllük de sona ermiştir. Bu konuda 14 asırlık bir icmâ vardır.
Halife, kesik harflerden yaptığı hesaplarla dünyanın sonunun miladi 2280 yılında geleceğini yazdı (Quran: The Final Testament, ekler).
Kur'an, kıyametin vaktini Peygamber'in bile bilmediğini açıkça söyler. 19 sistemi ise bu bilgiyi sayılardan çıkardığını iddia ediyor. Bir yöntem Kur'an'ın açıkça "sadece Allah bilir" dediği bir şeyi bildiğini iddia ediyorsa, o yöntem Kur'an'dan değildir.
Kesik harfler (Elif-Lâm-Mîm, Kâf, Nûn...) klasik ilimde müteşâbih kabul edilir, yani anlamları kesin olarak bilinemez. 19 sistemi tam olarak bu harflerden bir şifre, bir kıyamet tarihi ve bir elçilik iddiası çıkardı. Müddessir 31 de 19 sayısını açıkça bir fitne (imtihan) olarak niteler.
Kur'an kendi ilahi kaynağına delil olarak sayıları değil, metnin kendisini gösterir: